Oyun Hileleri 16

Medal of Honor: Airborne

 
Medal of Honor: Airborne (MOHA diyeceğim bundan sonra) çıktıktan çok kısa bir süre sonra edindim ve hiç vakit kaybetmeden oyunu yüklemeye başladım. Aslında benimde bu yıl beklediğim sayılı oyunlar arasında yer alıyordu, bunun sebebi ise sıkı bir FPS sever olmam ve ikinci bir Allied Assault diye tabir edilmesi oldu. Hatırlayacağınız üzere MOH serilerinin tamamında karadan saldırıya başlardık, ancak MOHA’da bu durumun pek de aynı olduğu söylenemez. MOHA’da görevlere başlarken silah arkadaşlarımızla beraber bir savaş uçağında, savaşın tam ortasında oluyoruz. Uçak savarların arasında uçaktan atlayarak paraşütle yere iniyoruz ve saldırıya başlıyoruz. Oyuna başlamadan hemen önce bize alıştırma görevleri veriliyor ve bu görevlerde uçaklardan atlayarak yeşil dumanla belirtilmiş ve görevlerde “safe zone” diye tabir edilen bölgelere atlamaya çalışıyoruz. Atlama eğitimini tamamladıktan sonra oyuna geçişimizi gerçekleştiriyoruz…

Oyunun menüsüde, konusuyla alakalı olarak tasarlanmış güzel bir müzikle beraber karşımıza gelen menüde havada olan uçakları görebiliyoruz ve herhangi bir seçeneğe geçtiğimizde de kamera yön değiştiriyor ve biz farklı bir açıdan uçakları görüyoruz. Oyunun grafik ayarları dışında tüm ayarları option bölümünden yapabilirsiniz, grafik ayarlarını ise oyuna girmeden oyun klasörünün içinde bulunan setup dosyası ile yapmanız mümkün. Oyunda kolay, orta ve zor olmak üzere üç tane zorluk derecesi bulunuyor, bunlardan birini seçerek oyuna başlayabilirsiniz. Her bölümden önce karşımıza savaşacağımız yerleri, nerelerde düşman olduğunun, nerelerin safe zone olduğunun anlatılığı bir odada bulunuyoruz ve bütün bunları diğer silah arkadaşlarımızla beraber slayt şeklinde izliyoruz. Ayrıca oyuna girmeden hemen önce silah seçimleri de size bırakılmış durumda.

“Yapay” Zeka

Uçaktan atladıktan sonra savaş alanını ve safe zoneları görebiliyoruz, isterseniz safe zonelara atlayabiliyor güvenli bir şekilde savaşa katılabiliyorsunuz veya gaza gelebiliyor düşman askerlerinin tam ortasına dalabiliyorsunuz. Tabiki böyle birşey yaptığınızda sağ kalmanızın imkansız olduğunuda bilmeniz gerekiyor. Eski MOH serilerinde kullanılan tipte bir harita bulunuyor ekranımızda, bu harita sayesinde görevlerimizin, düşmanların, takım arkadaşlarımızın nerede olduğunu görebiliyoruz. Oyunda görevleri istediğimiz sıradan giderek yapabiliyoruz, yani o konuda karar bize bırakılıyor. MOHA’da her ne kadar az bölüm var gibi görünsede, görevlerin hepside çok uzun hazırlanmış, bir görevi bitirdikten sonra olmadık bi aksilik çıkıyor ve mecbur aynı haritada başka bir görevleri yapabiliyoruz. Bu durum oyuna ayrı bir heyecan katmış diyebilirim.

Düşmanlarımızın zekâsı her ne kadar genelde iyi gibi dursada bir şey çok dikkatimi çekti. Takım arkadaşlarımla beraber savaşa katıldığımda tüm düşmanlar nedense sürekli bana ateş ediyordu, sanki çevrede onlara tek ben düşman varmışım gibi. Ben çekildiğimde ise takım arkadaşlarıma ateş etmeye başlıyorlardı. Bu durum çok büyük bir hata olsa gerek EA’nin çıkartacağı bir patch ile bunu düzelteceğini düşünüyorum. Düşmanlarımızın neredeyse tüm atışları (özellikle orta ve zor seviyedeki zorluk derecelerinde) bize isabet ediyor, bu durum zaman zaman kaçacak delik aramamıza bile sebep olabiliyor. Kalabalık ortamlarda hem takım arkadaşlarımız hemde düşmanlar el bombalarını kullanıyorlar. Eğer el bombası yakın bir yerimize düştüyse ekran el bombasının simgesi, nerede olduğunu gösteren bir ok ve ne kadar yakın olduğunu gösteren renkle el bombasından kaçmamız biraz daha kolaylaşıyor. Takım arkadaşlarınız öldüğünde arkadan hemen bir takviye geliyor ve onlarda bizimle beraber savaşa katılıyor ayrıca bazen mermimiz bittiğinde bize “Reload!” diye bağırarak mermimizin bittiği ve yeni şarjör takmamız gerektiği konusunda uyarıyor.

Her ne kadar düşman askerlerin yapay zekası iyi olsada bizim askerlerimizin yapay zekası hakkında aynı şeyleri söylemek malesef pek doğru olmaz. Yapay zeka ile ilgili göze batan hatalardan bir kaçını söyleyecek olursak, biz ilerlemeden askerlerimizde asla ilerlemiyor, bu durum bazen gereksiz yere ölmemize ve son checkpointten başlamamıza neden olabiliyor. Hazır konu checkpointten açılmışken şu konuya değinmeden geçemeyeceğim, oyunda bir görevi yaptıktan sonra checkpoint alıyoruz ve eğer ölürsek yeniden uçakla atlayıp son kaydedilen checkpointin kaldığı yerden devam ediyoruz. Yani kendimiz oyunu saveleyemiyoruz. Diğer hataya gelecek olursak: görevleri sadece biz yapabiliyoruz, yani herhangi bir yeri patlatacaksak önce biz gidip etrafı temizlemeye başlamalı etraf temizlendikten sonra ise patlatılacak yere bombayı koymalıyız.

Ek bir özellik olarak, oyunda ne kadar çok düşman vurursak o kadar silah yeteneğimizi geliştiriyoruz ve bir noktadan sonra silah yeteneğinde bir kademe atlayıp (en çok üç kademe) silaha ek bir özellik katabiliyoruz.

Tek Geçer Not Grafikler…

MOH serileri her zaman çıktığı yıla göre çok iyi grafiklerle bize FPS zevkini yaşatırdı. EA sayesinde grafiklerden tat alır oyunun zevkini doyasıya çıkartırdık. Bu geleneğin MOHA’da da değiştiğini söyleyemem doğrusu. Her zaman olduğu gibi grafiklerde yine üstün başarı gösteren EA benden tek geçer notu bu konuda alıyor. Silah modellemeleri olsun, çevre modellemesi olsun, efektler olsun birde antialiasing ve autofiltrering’i açtığınızda oyun tadından yenmez hale geliyor. Uçaktan atladığımız anda yukardan koskoca şehre bakması inanın biran için savaşta olduğunuzu unutturuyor ve o anın tadını yaşamanızı sağlayabiliyor. Anlayacağınız üzere çevre modellemesi neredeyse kusursuz hale gelmiş. Gittiğiniz ülkelere ait mimari yapı gerçekle birebir yapılmış durumda, bazen tarihi eserlerin olduğu yerde yaparken savaşı bazende şehrin tam ortasında yapabiliyoruz. Çok değişkenli mekanlarda savaşmak oyunu daha da zevkli hale getiriyor.

Oyunun multiplayer özelliğine aslında pek fazla değinmeye gerek yok gibi görünüyor. Çünkü eski MOH serilerinde olan savaşma tarzları aynen MOHA’a da geçmiş durumda. İsterseniz bayrak savaşı yapabilir veya birbirnizi öldürmeye çalışabilirsiniz. Bu seçenek sadece siz ve karşınızdaki kişinin kararına kalmış…

Far Cry 2

Far Cry 2

Yerli kardeşlerin ilk oyunu olan Far Cry, 2004 senesinde çıkarak FPS oyunlarına yeni bir kavram katmıştı. Yayıncı firma Ubisoft bu fırsattan istifade ederek Jack Carvers’in serüvenlerini geliştirmek için kollarını sıvadı, fakat sadece konsollar için (Far Cry: Instincts ve Instincts: Evolution) oyunlar çıkarttı. 2008 senesi ile 4 yıllık bekleyişin ardından Far Cry, 2. bölümü ile bilgisayarlara geri dönüş yapıyor.

Oyunda 10 – 12 yeni karakter bulunuyor ve başlar başlamaz bu yeni karakterlerden birisini seçmemiz gerekiyor. Karakter seçiminin hemen ardından bodoslama bir şekilde siyah kıtaya geliyor ve taramaya başlıyoruz. Far Cry 2’nin başlangıcı oldukça mistik. Kahramanımız eski püskü bir barakada yatağında yatıyor. Odada esrarengiz bir yabancı duruyor ve büyük bir keyifle kahramanımızın acı çekmesini izliyor. Kahramanımızın bir görevi var ve bu görev yüzünden Afrika’ya gelmiş durumda. Ancak hatırlayamadığı bir şey var ki o da Afrika’ya nasıl geldiği. Hastalığından dolayı birçok bilgi hafızasından silinmiş durumda.

Koca Afrika ayaklarımızın altında

Bu noktada geçmişinde hatırlayamadığı boşlukları tamamlamak bize düşüyor. Tabii bu o kadar kolay olmayacak çünkü altımızda 25 km2’lik Afrika haritası bulunuyor. Bu harita öyle yabana atılacak cinsten değil. 25 km2 haritanın içinde inanılmaz acımasızlıklarla dolu düşmanlar var. Amacımıza ulaşmamız için bu acımazsızlıkları birer birer geçmemiz gerekiyor. Oyunda 2 tane klan var ve bu klanların sözü tüm Afrika’da geçiyor. İki klanda birbirleriyle ölümüne savaşıyorlar, her geçen gün onlarca adamlarını kaybediyorlar. Burada bizim amacımızda onlardan görevler alıp itibarımızı yükseltmek. Tabii bir klanda yükselen itibarımız diğer klanın daha fazla düşmanlığını kazanmamız anlamına gelecek. Oyunun başında seçmeniz gereken karakterlerden seçmediklerinizi oyun boyunca görebileceksiniz. Bu karakterlerin bazıları size görev veren kişilerken bazıları da düşmanınız olarak karşınıza çıkacak.

Far Cry 2’de silahlar oldukça kapsamlı olacak. Zaten son derece kapsamlı olmaları gerekiyor çünkü bu oyunda zaman içinde wummen’ler yıpranmaya başlıyor. Far Cry 2, ilk bakışta büyük bir harita içerisinde birbiriyle savaşan iki klandan birinin yanına geçerek savaşmak gibi gözükse de aslında arka planında daha fazla şeyler saklı. Zaten sadece bununla kalsa basit bir multiplayer oyunu olmaktan öteye gidemez. Oyunun temel amacı hafızanızdaki boşlukları tamamlayıp görevlerinizi yerine getirmek olsa da bir yandan da unvan peşinde koşmanız gerekecek. Bu açıdan biraz S.T.A.L.K.E.R.’a benzeyecek gibi. Yani FPS’nin yanında biraz da rol yapma, unvan kapma serpiştirilmiş.

Crysis


Günlerden 26 Mayıs Cumartesi… Evde işsiz güçsüz oturmaktan sıkılmışım. Compex’e gidip dolaşmak belki bir de haber yakalarım umuduyla evden çıktım. Compex’e gittim ve ilk katta ki kayda değer şeyleri gördükten sonra alt kata indim Intel GameX festivalini görmek için. Tam festival alanının içine girdim sol taraftaki bir TV’de Crysis videosu. Hepsini izledik artık diyerek kafamı çevirdim ki ne göreyim. Kanlı canlı bir Crytek görevlisi gerçek olarak oynuyor oyunu. Karşımda Crysis!
Sevgili Intel sağolsun Crytek’i almış Compex’e getirmiş. Taa Almanyalar’dan gelen Crytek yetkilisi kardeşlerimiz karşımızda oyunu oynuyor. Şüphesiz ki Crytek firması da istemese gelmezdi Istanbul’a. Bu yüzden kendilerine de teşekkürleri bir borç biliyorum.
Gelelim oyuna; ilk olarak oyun büyük ekranda gösterilse de ben oyunu oynayanın yanında durmayı ve gerçek olarak birisinin bunu oynarken görmeyi istedim. Bazı şeyleri detaylı incelemek çokta mümkün olmadı çünkü oynayan çocuk artık kaç kez o bölümü bitirdiyse değme FPS üstadlarına taş çıkartacak şekilde hareket ediyordu. Silaha yaptığı eklemeleri ve güç, hız, zırh gibi özelliklere geçişleri görmek nerdeyse imkânsızdı. Bize her türlü özelliğini gösterdi o bir gerçek.
Şimdiye kadar duyduğumuz, işittiğimiz, videolarda gördüğümüz her şey doğruymuş bunu anladım. Ağaçları devirebiliyorsunuz emin olabilirsiniz. Şaka bir yana her şeyi yakıp yıkabiliyorsunuz. Bazı durumlarda evin çatısını indirip yukarıya çıkarak düşmanlara sürpriz de yapılabiliyor ama buna aldanmayın çünkü düşmanlarda aptal değil. Bazı silahlarda Secondary Fire özelliğine geçince ( yani göz gez arpacık durumu) etraf bulanıklaşıyor (Blur). Bu durum yakından bakıldığında inanılmaz bir gerçeklik katıyor itiraf etmeliyim. Oyunu bize gösteren Alman arkadaş sadist olsa gerek sürekli adamları boynundan tutup oraya buraya fırlatıyordu. Kardeşi kardeşe vurdurttu bir nevi.
Yapay zekâ ise gördüğüm kadarıyla oldukça iyi. Tam adamı vurmak üzereyken şarjörü boşalan arkadaş evin arkasına saklandı ve çıktığında diğer adamın arkadan dolaşmak üzere diğer köşeden kaybolduğunu gördüm. Zaten bulunduğu yerden çıkmasaydı kesin ölmüştü çünkü LPG tankının arkasına saklanmıştı
Tüm bu güzelliklerin yanında oyunda bir an için bir şey dikkatimi çekti. Oyunda donmalar oluşuyordu. Nasıl bir kasa kullanıyorlar diye bakınırken FEEL kasanın yanında NVIDIA 8800′ü gördüm ve gerçekten içindemi diye merak ettim. Konuştuğum Intel yetkilisi kasada 4 çekirdek kullandıklarını ve 8800′unde dâhil olduğunu söyledi(içini açıp bakmadım ne kadar doğru bilemem ama böyle bir oyun için gerçek olsa gerek). Bunun yanında bu sürümün daha demo bile olmadığını sadece gösteri amacıyla hazırlandığını ve oyunun yılsonunda çıkmasının planlandığını da belirtti. Ufak tefek donmaları da oyunun tam sürüm olmamasına vermek gerek sanırım.

Elder Scrolls IV: Shivering Isles ‘07

Elder Scrolls serisi ilk oyundan beri her zaman RPG severlerin gönlünde ayrı bir yere sahip olmuştur. 1994 yılında Arena adlı ilk oyunla başlayan bu efsane 2006 yılında çıkan serinin dördüncü (1998 yılında piyasaya çıkan Redguard’ı ve Morrowind’ın genişleme paketlerini saymıyorum) ve son oyunu Oblivion ile günümüze kadar bir hayli gelişerek geldi. 2006 yılında çıkan oyun, birçok site ve dergide yılın oyunu olarak seçildi ve oldukça yüksek puanlar aldı. Bethesda Softworks de oyunun çekiciliğinin azalmaması için sitesinden küçük paralar karşılığı oyuna yeni eklentiler yayımlamaya devam etti (zaten Bethesda Softworks hiçbir eklenti yayımlamasa bile oyunu sevenler oyuna birçok eklenti üretiyorlar ama ben hala Morrowind’da olduğu gibi bir ışın kılıcı bekliyorum. Bu eklentilerden en çok konuşulanı ise Knights of the Nine oldu, oyuna yeni küçük bir senaryo ekleyen bu eklenti, Bethesda Softworks’e göre 20 saat sürecekti ve insanları oldukça oyalayacaktı. Neyse eklenti çıktı ve oynayanlar eklentiyi yaklaşık olarak 8 saat gibi kısa bir süre içerisinde bitirdiler. Knights of the Nine’dan sonra ise Bethesda Softworks, Elder Scrolls IV için gerçek genişleme paketi Shivering Isles’i duyurdu, bu paket oyuna yeni bir ada ve yeni görevler ekleyecekti. Oblivion’u çıktığından beri 6 ay boyunca oynamıştım, Cyrodiil’de rahatlıkla ayak basmadık mekan bırakmadım diyebilirim. Shivering Isles’in yapımına başlandığını duyduğum andan itibaren ise oldukça heyecanlanmıştım, çünkü Oblivion’dan çok farklı bir dünyada geçecekti ve farklı özelliklere sahip olacaktı. Shivering Isles piyasaya çıkar çıkmaz, tüm Elder Scrolls severler gibi oyunu edindim ve başından kalkmadan oynamaya başladım, şimdi yaşadıklarımı sizlerle paylaşma zamanı. Eğer hazırsanız Delilik Prensi Sheogorath’ın Deliler Diyarı’na delirmek için gidebiliriz.

Deliler Diyarı’na Gitmek İsteyenleri Buraya Alalım

Shivering Isles’i kurduktan sonra oyunu eğer eski karakterinizin kayıt dosyasını bulunduruyorsanız, eski karakterinizle oynayabiliyorsunuz. Aynı zamanda eğer eski kayıt dosyalarını sildiyseniz ve oyuna yeni bir karakterle başlarsanız bile Shivering Isles’i oynayabiliyorsunuz, yani karakterinizin belirli bir seviyeye ulaşmış olması şart koşulmuyor (Oblivion`u bitirmiş olmanız da gerekmiyor). Zaten Elder Scrolls serisinin en çok bu özelliğini seviyorum, oyunun motoru eklentilerle çok bütünleşik, istediğimiz zaman oyuna yeniden başlamaya gerek kalmadan, oyunu yeni eklentilerle tamamen değiştirebiliyoruz. Şimdi biraz oyunun yeniliklerinden bahsedelim. Shivering Isles, oyuna Cyrodiil’ın yaklaşık 1/3 kadar büyüklüğe sahip bir ada ekliyor ve oldukça uzun ana bir senaryo ile geliyor, bunun yanında oyuna birçok yan görev, yeni eşyalar, yeni silahlar, yeni yaratıklar ve etkileşime girebileceğiniz yeni karakterler ekleniyor. Tüm bu yenilikler oyuna çok güzel bir şekilde yedirilmiş. Oyuna girip başladıktan sonra Bravil şehrinin yakınlarında bulunan Niben Bay’daki küçük bir adacıkta bir boyut kapısının açıldığı dedikodularını haber alıyoruz. İşte bu kapıya gidip girdikten sonra Shivering Isles başlıyor. Boyut kapısından girdiğimizde bizi Haskill adlı bir karakter karşılıyor ve bize Delilik Prensi Sheogorath’ın diyarına giden Shivering Isles boyut kapısına girdiğimizi belirtiyor ve Sheogarath’ı ziyaret etmemiz gerektiğini söylüyor. Bu görevi alıp biraz ilerledikten sonra Shivering Isles’e girebilmemiz için Gatekeeper adlı yaratığın koruduğu kapılardan geçmemiz gerektiğini anlıyoruz. Gatekeeper gerçekten çok güçlü bir yaratık ve sizi iki veya üç vuruşta öldürebiliyor, neyse Gatekeeper’ı öldürdükten sonra karşımıza iki kapı çıkıyor. Bunlardan birisi herşeyin oldukça renkli ve aykırı olduğu diyar Mania, diğeri ise herşeyin karamsar ve paranoyak olduğu Dementia. Bu iki diyardan birini seçerek oyuna başlıyorsunuz. Bu iki diyar birbirinden oldukça farklılar ve pek benzerlikleri bulunmuyor ve her ikisi de Sheogorath tarafından yönetiliyor. Buradan sonra istersek Sheogorath’ın tüm görevlerini eksiksiz yerine getirerek ve onun sağ kolu olup Madgod rütbesine sahip olabiliyoruz veya dediklerini tam olarak yapmayıp kendimize göre seçimler yapabiliyoruz. İşte bu yaptığımız seçimler genişleme paketini Oblivion’dan farklı kılıyor, bir görevde istersek bir karakteri öldürebiliyoruz veya yaşamasına izin verebiliyoruz. Tüm hareketlerimize göre görev sonunda alacağımız ödüller ve oyunun gidişatı değişebiliyor, bu da oyunu daha gerçekci hale getiriyor ve gerçekten yaşayan bir dünyada olduğunuz izlenimini yaratıyor.

Bad Boys 2 hilesi

Tüm nesneleri açmak:
Açılış ekranında Space, D, A, A, Q tuşlarına basın. Doğru yaptığınızda onay sesi alacaksınız.

Test Drive Unlimited

Hawaii Adasında Geçen Test Driver Unlimited

Test Drive Unlimited’in DVD’sini DVD-Rom’uma takıp oyunu kurmaya başladığımda çok heyecanlıydım. Çünkü bu serinin tüm oyunlarını oynamış, yükseliş ve inişini gözlemleme şansına erişmiştim. Yani kısacası Test Drive’ın benim oyun dünyamdaki yeri her zaman farklı olmuştu. Neyse oyun kuruldu (oyun sabit diskinizde 7.5 GB’lık bir alanı alıp götürüyor) ve oyuna girdim, oyuna ilk girdiğinizde oyun sizden bir profil yaratmanızı ve GameSpy şifrenizi (bunun niçin gerekli olduğunu ilerde açıklayacağım) girmenizi istiyor. Oyunun menüsü oldukça sade olarak hazırlanmış. Yeni oyuna tıkladığımızda kısa bir yüklemenin ardından kendimizi havaalanında buluyoruz, küçük bir videodan sonra gişelerde bekleyen bir kuyruk belliriyor, bu kuyrukta bekleyen kişilerden beğendimizi kendimize karakter olarak seçiyoruz ve Hawaii Adası’na olan yolculuğumuz başlıyor. İlk olarak adaya ayak bastığımızda 200.000 $ gibi bir paraya sahibiz, ve hemen bir araba kiralıyoruz. Daha sonra kendimize bir eve satın alıyoruz. Ve artık sıra geldi kendi arabımızı satın almaya, 3 dükkandan birine gidip ilk arabamızı alıyoruz (tüm bu satın alma işlemleri hoş videolarla süslenmişler) ve arabamızı denemek için ilk yarışa hazırız. İlk yarışımızı yaptıktan sonra oyun sizi tamamen özgür bırakıyor, artık istediğinizi yapabilirsiniz. İster adayı dolaşın ve her alanını keşfedin, ister yarışlara katılın ve para kazanın. Test Drive Unlimited açık uçlu bir oyun olarak hazırlanmış, her ne kadar GTA kadar özgür olmasanız da bir yarış oyunundan beklenmeyecek derecede özgürsünüz. Oyunda oldukça gelişmiş bir GPS sistemi bulunmakta klavyeden “M” tuşuna basarak adanın haritasına ulaşabilirsiniz ve gitmeniz gereken yerleri ayarlayabilirsiniz. Yarışlara girmek için haritadan üzerlerine fare ile tıklamanız yeterli, direkt girmek istemiyorsanız sol tık ile GPS’inizi ayarlayabilirsiniz ve kendiniz yarış yerine giderek yarışa katılabilirsiniz. Oyunda 100′ün üzerinde yarış ve görev bulunmakta, tabii hepsine hemen giremiyorsunuz. İlk önce küçük yarışlara katılıp para kazanmalı ve kendimizi geliştirmeliyiz. Oyunda arabalar ve yarışlar sınıflara ayrılmışlar, ilk katıldığımız araba F sınıfında oluyor ve F sınıfı yarışlara katılabiliyoruz. Bu böyle A sınıfına kadar gidiyor. Oyundaki yarışlar rakiplerinize karşı yarıştığınız yarışlar, zaman karşı olan yarışlar ve toplamda belirli bir hıza ulaşmanız gereken yarışlar olabiliyor (zaman zaman bu yarışlar trafiğe kapalı alanlarda oluyor, zaman zaman ise trafiğe açık alanlarda). İlk yarışlar oldukça kısa ve kolay olurken, oyunda ilerledikçe yarışların uzunlukları da arttıyor ve zorlaşıyorlar. Görevler ise top modelleri (bu modeller çok araba seçiyorlar eğer iyi bir arabanız yoksa arabanıza binmeyebiliyorlar, oyunda bile kapris yapıyorlar) belirli bir zaman aralığında bir yerden bir yere taşı, bazı insanları korkutmadan istedikleri yere götür ve zengin insanların arabalarını zarar vermeden istedikleri yere götür şeklinde oluyor (bu araba taşıma işi oldukça para verse de yalnız bir kere yapılıyor o yüzden dikkatli olun yaparken). Aynı zamanda adada sizin gibi yapay zekanın kontrol ettiği yarışçılar da geziyor(eğer online oynuyorsanız bu araçlar gerçek oyuncular oluyor), eğer onların yakınındayken selektör yaparsanız (Enter tuşu ile) onlarla kendi belirleyeceğiniz yolda yarış yapabiliyorsunuz.Yarışları kazanıp para kazandıkça farklı sınıflardan birçok araba alıyoruz, araba dükkanları son derece detaylı olarak hazırlanmışlar, yaklaşık olarak her markanın kendi dükkanları var. Dükkanlarda alacağımız arabayı 2 dk. süreyle test edebiliyoruz, içini görebiliyoruz, korna ve motor seslerini dinleyebiliyoruz. Ayrıca detaylı bir şekilde arabanın istatistiklerini görebiliyoruz. Arabalarımız çoğaldıkça evimizdeki garajımız arabalarımıza yetmiyor. Böyle durumlarda ise yeni evler satın alıyoruz garaj sayımızı arttırmak için, yani oyunda resmen yaşıyoruz (ev almak için emlakçıklara gitmemiz gerekiyor). Evimize gidip kazandığımız yarışlara ve istatistiklerimize (istatistik demişken oyun boyunca kat ettiğimiz yol, seçtiğimiz birime göre ya kilometre olarak ya da mil olarak tutuluyor) bakabiliyoruz. Hatta gazetelerden hakkımızda yazılanları okuyabiliyoruz. Ayrıca oyunda karakterimizin görünüşünü de değiştirebiliyoruz, top model görevlerinden kazandığımız kuponlar sayesinde giysi mağazalarına gidip üzerimize kıyafet alabiliyorsunuz (mağazaların hepsi haritada gözüküyor, yani bulmak için sıkıntı çekmiyorsunuz). Aldığınız giysileri evinizdeki dolabınızdan giyebiliyorsunuz. Karakterinizi görünüşü sadece kıyafet ile de sınırlı değil, saç, sakal, ten rengi istediğiniz herşeyini kendize göre ayarlayabiliyorsunuz (evet bu bir yarış oyunu). Oyunda ilerledikçe fotoğraf çekme özelliği de açılıyor, güzel bulduğunuz yerlerde arabanızın ve kendinizin fotoğrafını çekebiliyorsunuz. Ayrıca oyunda sadece arabalar yok, motorsiklet de kullanabiliyorsunuz. Ama motorsiklet alabilmeniz için öncelikle adada bulunan tüm araba satan dükkanları dolaşmanız lazım yoksa motorsiklet alamıyorsunuz. Motorsiklet kullanmak oldukça zevkli ve bazı yarışlara girebilmeniz için bir motorsikletiniz olması şart, ona göre garajınızda bir tane bile olsa motorsiklet bulundurmanızı tavsiye ediyorum. Tüm bunları yaparken, daha fazlasını istiyorsunuz ve oyun insanı kendine bağlıyor. Test Drive Unlimited oldukça geniş kapsamlı ve insanı kendine bağlayan bir yarış oyunu olmuş, başında sıkılmadan uzun saatler geçirebilirsiniz.

Oyunda Lamborghini, Ducati, Aston Martin, Mercedes, Saleen, Shelby, Jaguar, Ford, Ferrari gibi üreticilerinde araçlarının bulunduğu 125′den fazla lisanslı araç bulunuyor (bana göre sadece Ferrari olması bile yeter), gerçekten de oldukça yüksek bir rakam. Ayrıca Atari ve Eden Games ilerde Internet üzerinden oyuna yeni arabalar da ekleyeceğini açıkladılar. Bütün arabaları kullanma ve görebilme imkanına sahip olamadım ama arabalar son derece başarılı bir şekilde modellenmişler ve hepsinin detaylı bir şekilde hazırlanmış kokpitleri bulunuyor. Yapay zekaya gelecek olursam pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim, trafiğin yapay zekası her ne kadar iyi olsa da (siz üzerlerine sürdükçe kaçmaya çalışıyorlar, hızla o şeritten yaklaşıyorsanız ya da selektör korna yaparsanız size yol veriyorlar.). Zaman zaman düz yolda giderken birbirlerine çarpabiliyorlar ve ortaya çok komik görüntüler çıkabiliyor. Yarıştığınız rakipleriniz ise hep belirli bir yarış çizgisini izliyorlar ve o çizgiden dışarı çıkmıyorlar. Ayrıca çok sık olmasa da gereksiz yerlerde kaza yapabiliyorlar. Oyun oldukça kolay olarak hazırlanmış, tüm yarışları ve görevleri en fazla bir veya iki kere deneyerek tamamlayabilirsiniz. Bu yüzden de yapay zekaya karşı yarışmak ilk planda çoğu zaman sıkabiliyor ve kendize gerçek dünyadan rakipler arıyorsunuz oyunun online kısmı ise bu durumda devreye giriyor (ilerde detaylı olarak anlatacağım). Oyunda trafik polisleri de es geçilmemiş, etraftaki tabelalara ve araçlara çarparsanız trafik polisleri peşinize takılabiliyor. Trafik polisleri peşinize takılınca ekranın üst kısmındaki 3 polis arması ile gösteriliyor (GTA’da bulunan yıldız olayının bir benzeri). Bu armaların bir tanesi doluyken 10 sn. bir yere çarpmazsanız otomatik olarak kayboluyor. 2. ve 3. seviyelerde ise polisler artık sizi aramaya başlıyorlar ve yola barikat kurabiliyorlar. Eğer yakalanırsanız belirli bir ücret ödemek zorunda kalıyorsanız, eğer cezayı ödeyecek kadar paranız yoksa o zaman hapise giriyorsunuz ve belirli bir süre bekliyorsunuz hapisten çıkmak için. Trafik polislerinin yapay zekası da pek iyi olarak hazırlanmamış zira kolayca kurtulabilirsiniz eğer bir yere vurmazsanız.Oyunda gerçektende araba içleri çok özenli yapılmış.İlk sürdüğüm araba Mercedes AMG idi arabanın gerçek fotosuyla karşılaştırdım ve hayrete düştüm aynısından daha güzel olmuş sadece Mercedes değil Ferrari,Audi tüm arabaların içleri çok güzel.

Bir eksi olarak sayılmaz belki ama oyun hep gündüz ve açık bir havada geçiyor. Zaman zaman bulutlar gelip hava biraz kararsa da, ne gece oluyor ne de yağmur yağıyor. Aslında oyunda hava şartları ve gece gündüz dönüşümü bulunsaydı oldukça güzel olabilirdi. Ayrıca oyunda hasar modellemesi bulunmuyor, sadece trafikte bulunan araçlar hasar alıyorlar aynı Need for Speed serilerinde oyununda olduğu gibi. Hasar modellemesinin olmasının tek nedeni araba üreticisi olan firmaların arabalarını hasarlı olarak göstermek istememeleri (kim ister ki zaten?). Bir gün böyle bir yarış oyunun yapılmasını umut ediyorum, kim bilir belki Test Drive Unlimited 2 çıkar ve bu özellikler onda olur .

Rise of Nations: Rise of Legends

Oyun esnasında ENTER tuşuna basın ve aşağıdaki kodları girin.

/cheat resource race$ credit$ … Kaynak için. Race$ Campaign milletleri için. Credit$ kaynak miktarı.

/cheat add unitamount$ unitname$ … Ünite ekler. Unitamount$ Eklenen üniteler. Unitname$ ünite ismi. Unitname$ çok sözcüklü üniteler için (Örneğin ‘land leviathan’).

/cheat reveal … Tüm savaş sisini kaldırır.

/cheat victory … Görevi ya da bölümü kazandırır.

Backyard Baseball

Mr. Clanky’i seçmek için:
Evin içindeki kupa kutusununa tıklarken [Shift]e basılı tutun.

Not: (Bu hile sadece Exhibition Mode’da geçerlidir)

Kazanmak için:
Topu dışarı atın ve Shift+Tab+Enter’a basın.

Freedom Force

Freedom Force’u kurduğunuz klasörünün içindeki System klasöründeki init.py dosyasını Notepad ile açıp şunları yazın:

import ff
ff.CON_ENABLE=1

Ve dosyayı kaydedip çıkın. Böylece oyun sırasında konsolu açabileceksiniz. Konsolda aşağıdaki kodları yazın:

campaign_addprestige(9000000) – 9 milyon prestij
debug_allpowers=1 – Herkese yetenek
campaign_addprestige(numara)
campaign_addcp(numara)
campaign_recruit(isim)
campaign_unlockorigin(isim)
god()
peace()

Formula 1

Oyunun load kısmında dosya adı olarak aşağıdakilerden birini girin:

Kod_________İşlevi

SPEEDY______Ekstra pist
MUZFRANK____Alternatif yorum
ASHCAKES____Lava modu
INMANTWT____Uzay gemisi yarışı

~ tarafından tamoyunindir Şubat 20, 2008.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: